Şifalı Bİtkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şifalı Bİtkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2011 Pazartesi

Zufa Otu

Orjinal Adı Hyssopus officinalis
Diğer Adları Çorduk, Çürdükotu
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
Avrupa'nın güneyi ile Akdeniz havzasından Orta Asya'ya uzanan geniş
alanlardır. Ülkemizde de yetişen zufaotu, 50-120 cm. boylanabilen, çokyıllık,
kokulu, çalımsı bitkidir. Gövdesi dört köşe kesitli, dallara ayrılan yapıda ve
yeşil iken, bitkinin ikinci yılında odunsulaşır. Hafif tüylü, koyu yeşil renkli,
ince uzun ve ucu sivrilen yaprakları şerit ya da mızraksı biçimlidir. Arı ve
kelebeklerin pek sevdiği dudak biçimli çiçekleri çoğu kez mavimsi mor, bazen
pembe ya da beyaz çiçek demetleri oluşturarak, yaz ortasından eylüle kadar
açar. Gözyaşı biçimli, yassı ve koyu kahverengi olan tohumları küçük olur.
Bitki, tohumuyla çoğalır veya kökleri bölünerek ya da gövde kalemleri
alınarak üretilir.
Bileşiminde % 1 oranında uçucu yağ, ayrıca flavonit, glisosit, diosmin ile
tanen bulunan ve uzun yıllardan beri yararları bilinen zufaotu, günümüzde bazı
yemeklere koku ve çeşni katmak üzere küçük miktarlarda eklenir. Kimi şarap
ve likörlerin yapımında kullanılır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Zufaotunun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
sıralanabilir:
• Bronşit, öksürük, boğaz ağrısı ve kronik nezlede etkilidir.
• Balgam söktürücüdür.
• Soğuk algınlığında terletici etkisiyle yararlıdır.
• Saman nezlesinde tahriş olmuş mukozayı iyileştirip rahat ettirir.
• Sindirim sistemini uyarıp sindirimi kolaylaştırır.
• Endişelilik, isteri ve hafif sara durumlarının atlatılmasına yardımcı olur.
Bu etkilerinden yararlanmak için, yaz sonunda toplanan yapraklı çiçek
başakları, gölgeli ve havadar yerde kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı çiçek-yaprak
karışımı üzerine 1 bardak kaynar su dökülür ve 10-15 dakika demlendirilerek
hazırlanan infüzyona, tadı acı olduğu için biraz bal eklenir. Bu infüzyondan
günde üç kez birer bardak içilir.
• Aynı infüzyon yara, bere ve ezilmelere dıştan uygulanırsa çabuk
iyileşmelerini sağlar.
UYARI
• Gebelik döneminde zufaotu alınmamalıdır.

Yulaf

Orjinal Adı Avena türleri
Bilgi
Buğdaygiller familyasında yer alan, taneleri de aynı
adı taşıyan otsu bitkilerdir. Tahıl ürünü olarak yulaflar iki ana gruba ayrılır:
Bunlar, anayurdu Batı Akdeniz bölgesi olan Aristulatae ve anayurdu
Moğolistan olan Denticulatae gruplarıdır. Yulaf türleri, bir ya da çokyıllık
bitkilerdir. Buğday ve arpadan sonra başlanmasına karşın, insanlar tarafından
en az 2000 yıldır yetiştirilen kültür yulafları ikinci gruba girer. Kültür
yulaflarının en yaygını beyaz yulaftır (A. sativa). Tüm yulaf türleri oldukça
derine kök atar. Gövdeleri boğumludur. Bu boğumlardan ince şerit halinde
yaprakları çıkar. Çiçekleri gevşek salkımlar halinde açar. 2-11 çiçekten oluşan
salkımlarında 1-3 tane çiçek, tohuma dönüşür. Bu tohumlarından yetiştirilen
yulaf günümüzde daha çok hayvan yemi olarak üretilmekte, besin değeri diğer
tahıl ürünlerine göre daha az olduğu için üretimi giderek gerilemektedir.
Ülkemizde yulaf üretimi iklim koşulları uygun olan ve kışları ılıkça geçen
Marmara, Ege ve Akdeniz bölgesinde yapılmaktadır.
Beyaz yulafın tohumları % 50 oranında nişasta (karbonhidrat), % 13 protein,
% 7,5 yağ ile kalsiyum, demir, B1 vitamini ve nikotinik asiti içerir. Bitkinin
samanı silisit asit yönünden zengindir. Ayrıca kalsiyum ve musin taşır. Yulafın
taneleri, yeşil sapı ve samanı hayvan yemi olarak tüketilir. Bisküvi, puding ve
yulaf ezmesi olarak insanlar tarafından yenir.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Bilimsel adı Avena sativa olan beyaz yulafın tıbbi etkileri ve bu etkilerden
yararlanma yöntemleri aşağıda sıralanmıştır.
• Bedensel ve ruhsal yorgunlukları giderir. Bedeni rahatlatır.
• Depresyona eşlik eden bitkinlik ve bedenin genel güçsüzlük haline karşı en
iyi şifayı oluşturur.
• Stres altında zayıflayan sinir sistemini destekler ve güçlendirir.
• Kan şekerini düşürür.
• Diğer sinirsel rahatsızlıklarda da rahatlatıcı ve uyarıcı olarak bedeni takviye
eder.
Bu etkileri sağlamak üzere, ürün zamanı toplanmış kuru yulaf taneleri su veya
sütle kaynatılıp yulaf lapası yapılarak ya da taneleri ezilip yulaf ezmesi
şeklinde içine bal, şeker ya da meyve katılarak yenir.
• Günümüzün en büyük sağlık sorunlarından biri olan yüksek kolestrolü
düşürür.
Bu etkiyi sağlamak için de, piyasada satılan yulaf kepeği alınır. Meyve, tarçın,
şeker ya da batta tat ve çeşni katılarak yenir.
• Yulaf samanı, içerdiği silisit asit nedeniyle derideki rahatsızlıklara iyi gelir.
Bu etkisini sağlamak için de, iyi kıyılmış yarım kilo yulaf samanı alınıp 2 litre
suda yarım saat süreyle iyice kaynatılır. Süzülüp samanı ayrılan sıvı, küvete
doldurulan banyo suyuna eklenir ve banyo yapılır.

Yarpuz

Orjinal Adı Mentha pulegium
Diğer Adları Filiskin, Narpuz, Pülüskün, Yabani nane
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Nanenin çok yakın
akrabası olup Anadolu'nun pek çok yöresinde sulak çayırlarda ve akarsu
kenarlarında doğal olarak yetişir. 10 -30 cm. boylanabilen, çokyıllık dayanıklı
otsu bitkidir. Diklemesine veya toprağın üzerine yatarak gelişen iki türü vardır.
Tüylü ve naneninkinden daha açık yeşil yaprakları ve morumsu veya pembe
açan çiçekleri olur. Bitki, döktüğü minik tohumlarıyla çoğalır.
Yarpuzun yapraklarındaki uçucu yağ, pulegon adlı madde yönünden zengindir.
Antik çağlardan beri Akdeniz bölgesinde tanınan ve nitelikleri bilinen yarpuz,
bazı yerlerde pazarlarda satılıp nane yerine kullanılmaktadır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Kimi tıbbi etkileri naneninkine benzeyen yarpuzun bu etkilerini şöylece
sayabiliriz:
• Sindirimi kolaylaştırır.
• Balgam söktürücüdür.
• Mide ve bağırsaklarda şişkinlik oluşturan gazları söktürür.
• Bedende oluşan spazmik ağrıları ve ruhsal endişeleri giderir.
• Kadınlarda rahmin büzülmelerini güçlendirerek aybaşı dönemini
kolaylaştırıp rahatlatır.
Bu durumlar için, 1-2 tatlı kaşığı kurutulmuş yarpuz yaprağı (toplanıp
kurutulması aynen nanede olduğu gibidir) üzerine 1 bardak kaynar su dökülür.
10-15 dakika süreyle demlendirilir. Bu infüzyon, günde üç kez alınabilir ya da
taze yarpuz yapraklan aynen nanedeki gibi su ile damıtılarak fıliskin yağı
denilen esansı yapılır. Piyasadan alınabilen filiskin yağının 2-10 damlası bir
kesme şekere damlatılarak alınır.
UYARILAR
• Düşüğe neden olabileceği için gebelikte yarpuz alınmamalıdır.
• Böbrek sorunu olanlar da yarpuz almaktan kaçınmalıdır.

Tarhun

Orjinal Adı Artemisia dracunculus
Diğer Adları Tarhın, Terhun
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu
Sibirya'dır. Türklerin Ortaasya'dan göçleriyle İran ve Anadolu'ya getirilmiş,
Haçlı seferleriyle Avrupa'ya götürülmüş; daha sonra oradan dünyaya
yayılmıştır. Günümüzde Avrupa'da büyük ölçüde kültürü yapılmakta,
ülkemizde de Ankara, Gaziantep, Urfa ve Erzurum'daki bazı bahçelerde
yetiştirilmektedir. 60-120 cm. boylanabilen, keskin ama hoş kokulu, dayanıklı
çokyıllık çalımsı bitkidir. Yuvarlak kesitli ve dallara ayrılan yapılı gövdesi
açık yeşil renklidir; oysa bitkinin tabanına doğru gövde kahverengileşir.
Yaprakları ince, uzun ve parlak yeşil renklidir. Yaprak altında bulunan yağ
bezeleri biberimsi acı tadı olan güzel bir koku yayarlar. Çiçekleri küre biçimli,
küçük ve yeşilimsi beyaz renkli olur. İki önemli türünden Fransız tarhunu (A.
dracunculus) ilkbaharda yapraklari bölünerek, Rus tarhunu (A.
dracunculoides) ise tohumları ekilerek çoğaltılır.
Tarhunun yapraklı dallari iyot, mineral tuzlar, A ve C vitamini yönünden
zengindir. Körpe ya da kurutulmuş yaprakları pek etkili çeşnisi nedeniyle,
Fransızlarınki gibi dünyanın en seçkin mutfaklarında baharat olarak bolca
kullanılmaktadır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• Zararsız ve etkili bir iştah açıcıdır.
• Sindirim salgılarını artırarak sindirimi kolaylaştırır.
• Mide ve bağırsak gazlarını söktürücüdür.
• İdrar söktürücüdür.
• Güçlendirici tonik etkisi vardır.
Bütün bu etkileri sağlamak üzere, yaprakları, bitki çiçek açmadan önce
toplanıp gölge ve havadar bir yerde özenle kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı kuru
yaprak üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika süreyle
demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyon günde üç kez birer bardak
içilir.

Şevketi Bostan

Orjinal Adı Cnicus benedictus
Diğer Adları Akkız, Bostanotu, Mübarekdikeni, Şevketotu
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmeyen şevketibostan, ülkemizde Marmara, Ege ve Akdeniz
bölgelerindeki tarla kenarı, bahçe ve kırlarda yabani olarak yetişen, 50 cm'ye
kadar boylanabilen bir yıllık otsu bitkidir. Bol tüylü iri yapraklarının
kenarlarında da çok sayıda diken bulunur. Yaprakların alt yüzündeki damarları
beyaz olur. Yaz boyunca açan sarı renkli bileşik çiçekleri vardır. Bitki bu
çiçeklerin olgunlaşmasıyla meydana gelen silindir yapılı, bir ucu püskül gibi
tüylü ve kahverengi tohumlarını dökerek çoğalır.
Şevketibostan, tadı acı olan sinisin adlı madde ile flavonid, uçucu yağ ve
yapışkan bitki sıvılarını içerir. Topraküstü kesimleri körpeyken kesilip
toplanan bitki, iyice soyulup dikenlerinden arındılarak Ege ve Akdeniz
bölgesindeki pazarlarda Şevketibostan ya da kısaca Şevketotu adlarıyla satılır.
Sebze olarak pişirilip tüketilir.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Şevketibostan bitkisinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri
şöyle özetlenebilir:
• İdrar söktürücüdür.
• Sindirim ve safra salgılarını artırır.
• İştahı artırır.
• Bağırsaklardaki aşırı gazları söktürür. Karın ağrılarıyla birlikte görülen
sindirim güçlüğünü giderip rahatlama sağlar.
• Doku ve damar büzücü niteliği nedeniyle kanamaları durdurur; hemoroit ve
ishali iyileştirmekte etkili olur.
Bu durumlar için, şevketibostan bitkisinin yaprak ve çiçekli sürgünleri bitkinin
çiçekli olduğu yaz boyunca toplanır. Gölgede özenle kurutulup parçalara
bölünür. Tohumlan da sonbaharda olgunlaştığında toplanır. Bütün bu kurumuş
parçalar ve tohumlar karıştırılır. Bunlardan 1-2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1
bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika demlendirilerek bir infüzyon elde
edilir. Böylece hazırlanan infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.
• Ayrıca şevketibostan bitkisi yaralari temizlemekte ve iyileştirmekte etkilidir.
Bu etkisinden yararlanmak üzere, yukarıda tarifi verilen infüzyonla günde
birkaç kez yaralar yıkanıp temizlenir.

Solucan Otu

Orjinal Adı Tanacetum vulgare
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Kuzey Yarıküre'nin
ılıman iklim kuşağında yaygın olup ülkemizde de iç, Kuzey ve Doğu Anadolu
bölgelerinde yabani olarak yetişmektedir. 60-150 cm. boylanabilen, çokyıllık
dayanıklı otsu bitkidir. Kabarık çizgili, yuvarlak kesitli ve üzerinde kırmızı
lekeler bulunan yeşil renkli gövdesi; hafif ama hoş kokulu, tadı acı, kenarları
dişli ve derin girintili koyu yeşil renkli yapraklan vardır. Gene hafif ama hoş
kokulu ve tadı acı, hardal sarısı çiçekleri yaz başından sonbaharın başına kadar
sık salkımlar oluşturarak açar. Bu çiçeklerin olgunlaşmasıyla yeşilimsi beyaz
renkli dikdörtgen biçimli minik tohumları meydana gelir. Bol güneşli ya da
kısmen gölgeli yerleri seven ve yaş olmamak koşuluyla toprak türü ayırt
etmeyen solucanotu, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Solucanotunun topraküstü kesimleri uçucu yağ, acı glikozitler, laktonlar,
flavonitler ve tanen içerir. Yaprakları potasyum yönünden zengindir. Bu
nedenle çürütülüp kompozit gübre yapılan bitkilerin arasına katılır. Gene
bitkinin yaprakları sinekleri kovmak üzere evde bazı yerlere asılır. Kurumuş
ince dalları halıların altına konulur. Karınca ve fareleri kaçırmak üzere mutfak
ve kilerde uygun yerlere yayılır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Antik kültürlerde solucanotunun çürümeyi engellediği düşünülmüş, antiseptik
özelliklerinden dolayı, bitki ölü bedenleri korumakta, mumyalama işinde
kullanılmıştır. Solucanotu bitkisinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma
yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• Bedeni güçlendirici toniktir.
• Sindirim sistemini uyarır, iştah açar. Hazımsızlığı en aza indirger.
• Kadınlarda aybaşı dönemini kolaylaştırır.
• Sindirim organlarındaki kurtlardan (solucanlardan) kurtulmak için etkili bir
ilaçtır. Askarit (Askaris) gibi iğne biçimli kurtlara etkili iken, şerit halindeki
kurtlara etki yapmaz, içerdiği maddelerden ötürü yüksek dozda ve sürekli
olarak alınması tehlikeli olabilir.
• Uyuz hastalığında dıştan kullanılan yararlı bir losyon olur.
Bu etkileri sağlamak üzere, solucanotunun çiçek ve yapraklan bitki çiçekli
iken yaz başı ile sonbahar başı arasındaki devrede toplanıp özenle kurutulur, 1
tatlı kaşığı kurumuş yaprak-çiçek karışımı 1 bardak kaynar suda 10-15 dakika
süreyle demlendirilerek elde edilen infüzyon, günde iki kez birer bardak içilir.
Uyuz durumunda aynı infüzyon şikâyetli yerlere dıştan uygulanır.
UYARI
• Gebelikte soluncanotu alınmamalıdır.
• Yukarıda tanımlaması ve ilaç olarak uygulamaları sunulan Solucanotu
(Tanacetum vulgare) ile Anadolu'da aynı adla ve kısmen benzeri amaçlarla
kullanılan ve yabani ıtır da denilen Solucanotu (Pelargonium endlicherianum)
bitkisi karıştırılmamalıdır.

Sinameki

Orjinal Adı Cassia türleri
Bilgi
Baklagiller familyasındandır. Dünyanın sıcak
bölgelerinde ve çok çeşitli yerlerde 400'ü aşkın sinameki türü yetişmektedir.
Ülkemizde de Güney Ege ve Akdeniz bölgelerinde bazı sinameki türleri süs
bitkisi olarak yetiştirilir. Genelde sinameki bitkisi 100-150 cm'ye kadar
boylanabilen, çalı görünüşünde ağaççıktır. Ama, 7-10 m'ye kadar yükselen
ağaç türleri de vardır. Sinameki türleri bileşik yapraklı, çoğunlukla sarı çiçekli,
baklaya benzeyen yassı, odunumsu ve sert meyveli bitkilerdir. Bu
meyvelerinin içinde, rengi kırmızımsı tatlı tohumları bulunur. Burada
konumuzu en çok ilgilendiren sinameki türleri Afrika'da çeşitli bölgelerde
yetişen iskenderiye sinamekisi ya da Sivri yapraklı sinameki (C. acutifolia) ile
daha çok Hindistan'da yetiştirilmesine karşın Arabistan sinamekisi veya Dar
yapraklı sinameki (C. angustifolia) diye adlandırılan türleridir.
Sinameki türlerinin yaprak ve tohumlarında reçine, flavon türevleri ile etkili
madde olarak serbest ya da glikozit durumunda antrasen türevleri bulunur.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkilerinden, içi yumuşatıcı ve müshil olarak yararlanılır.
Ülkemizde halk arasında en çok kullanılan müshil ilaçlarından birisidir.
Bu etkisinden yararlanmak için bitkinin kuru yaprakları ya toz haline getirilir
ya da sinamekinin tohumlarını taşıyan meyvesi ılık suda 6-12 saat bekletilir.
Toz halindeki yapraklarından 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suda 10-15
dakika demlendirilerek elde edilen infüzyon, günde iki-üç kez birer bardak
olarak içilir. Ilık suda bekletilen meyvelerinden 3-6 tanesi sudan çıkarılır.
Meyveleri 1 bardak kaynar suda 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen
infüzyon, günde iki-üç kez birer bardak içilir.
Bazı sinameki türlerinden elde edilen infüzyonun tadı çok kötü ve içimi zor
olduğundan, sütlü kahveye katılarak bunların alımı kolaylaştırılabilir.
UYARI
• Aşırı diyare durumuna neden olabileceğinden, kolit ve spastik peklik çeken
kişiler sinameki kullanmamalıdır.
• Sinameki güçlü bir müshildir. Aşırı miktarda kullanılırsa kusma ve
bulantılara neden olabilir.

Sedef Otu

Orjinal Adı Ruta graveolens
Diğer Adları Bahçe sedefotu
Bilgi
Sedefotugiller familyasının örnek bitkisidir.
Anayurdu bilinmemekte, Avrasya ve Kanarya adalarında yabani olarak
yetişmekte, yaz-kış yeşil kaldığı için Avrupa ve ülkemizde bazı bahçelerde
sevilerek üretilmektedir. 60-100 cm. boylanabilen, dayanıklı çalıdır. Yuvarlak
kesitli, mavi-yeşil renkli gövdesi bitkinin ikinci yılında odunsulaşır. Parçalara
bölünmüş, küçük ve yuvarlak yaprakları da mavi-yeşil renkli, acı tatlı ve
kokulu, içerdiği yağ benekleri nedeniyle benekli görünüşlüdür. Bitkinin
yeşilimsi sarı renkli gösterişli çiçekleri yaz sonuna doğru açar. Olgunlaşan
çiçekleri siyah renkli ve hilal biçimli tohumlara dönüşür. Sedefotu bitkisi
güneşli yerleri sevmesine karşın yarı gölgeli yerlere de dayanır. Suyu iyi
akıntılı alkalik toprakları yeğler. Ancak bitek olmayan toprakta yetişen bitki
daha dayanıklı olur. Bitki, tohumuyla çoğalır ama ağır ağır gelişir. Daha iyisi
ilkbaharda bitkinin bölünerek ya da yaz sonunda gövde kalemleri alınarak
çoğaltılmasıdır.
Sedefotu bitkisinin topraküstü bölümleri uçucu yağ, alkaloitler, tanen, reçine,
rutin adı verilen glikozit ile pektin içerir. Tohum ve yaprakları az miktarlarda
tüketilmek koşuluyla bazı ülkelerin mutfağında yer alır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Antik çağlarda hastalıklara karşı yararlarıyla ün kazanan sedefotuna Latincede.
hastalıktan kurtulma anlamına gelen Ruta adı verilmiştir. Bitkinin bazı önemli
tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
• Midevidir. iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.
• Gaz söktürücüdür.
• Yatıştırıcıdır. Spazmları çözer. Spazmla oluşan öksürüğü keser.
• Kalp çarpıntısı ve endişeden doğan sorunları en aza indirger, isteri durumunu
yok eder.
• Âdet söktürücüdür. Kadınlarda aybaşı dönemini kolaylaştırır ve düzene
sokar.
• Uyarıcıdır.
• Terleticidir.
• Solucan (kurt) düşürücü etkisi vardır.
Bütün bu etkileri sağlamak üzere, sedefotunun topraküstü kesimleri, bitki
yazın çiçek açmadan önce toplanır ve gölgede kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı
kurutulmuş ot alınıp 1 bardak kaynar suda 10-15 dakika demlendirilir. Böylece
elde edilen infüzyondan, günde üç kez birer bardak içilir.
• Aynı infüzyon dıştan yorgun gözlere pamukla uygulanırsa göz yorgunluğunu
giderir.
• Ayrıca sedefotu romatizma ağrılarına karşı etkili olur.
• Karın ağrılarına karşı da etkilidir.
Bu iki etkisinden yararlanmak için, taze sedefotu yaprakları parçalanıp elde
ezilerek zeytinyağının içine konulur. Birkaç saat bekletilir. Böylece elde edilen
eriyik daha sonra dıştan elle ovuşturularak şikâyetli yerlere uygulanır.
• Sedefotunun taze yapraklarından birkaçı ağızda çiğnenirse, yüksek
tansiyondan oluşan baş ağrısını geçirir.
• Sedefotunun yaprakları suda kaynatılıp dekoksiyonu yapıldıktan sonra biraz
sulandırılıp cilde uygulanırsa yararlı ve temizleyici olur. Ancak bazı kişilerin
cildini kızartabileceği unutulmamalıdır.
UYARILAR
• Sedefotu gebelikte kullanılmamalıdır, çünkü çok etkili bir çocuk
düşürücüdür.
• Yüksek dozda alınırsa zehirlenmelere yol açabilir.
Sedefotu, antiseptik ve böcek kovucu etkiler de taşır. Bunun için kurutulmuş
yaprakları evlerde mutfak ve kilerin uygun yerlerine serilir.

Sarımsak

Orjinal Adı Allium sativum
Diğer Adları Sarımsak
Bilgi
Zambakgiller familyasındandır. Anayurdunun Asya
Kıtası olduğu sanılan sarmısak, ülkemizin hemen hemen her yerinde yetişir ve
sıkça tüketilir, özellikle Kastamonu ilimizin Taşköprü ilçesinde, pek makbul
sayılan sarımsaklar yetiştirilir ve ürünün neredeyse tamamı dış ülkelere satılır.
100 cm'ye kadar boylanabilen sarmısak çokyıllık otsu bitkidir ve soğanın da
yakın akrabasıdır. Kın şeklindeki düz yaprakları, doğrudan doğruya toprağın
altında gelişen ve 'baş' adı verilen bitkinin soğanından uzar. Bu baş da, 'diş'
denilen ve sayıları 5 ile 30 arasında değişen soğancıkların yan yana birbirinin
üzerine yığılır gibi toplanmasıyla oluşur. Başın üzeri beyaz, kimi zaman da
sarı veya çok açık pembe renkli bir zarla kaplı olur. Sarmısak bitkisi, birinci
yılının sonunda yerinden sökülmezse ikinci yılında aynen soğan gibi bir sap
uzatır. 100 cm'ye kadar yükselen bu sapın tepesinde, haziran-temmuz
aylarında sarımsı beyaz renkli çiçekleri bir küme oluşturarak açar. Sarımsağın
çiçekleri pek ender olarak tohum bağlar. Bitki bu tohumlarıyla ya da daha iyisi
başı oluşturan dişlerin ayrılıp ilkbahar ya da sonbaharda yumuşak toprağa
ekilmesiyle çoğaltılır. Sarmısak, güneşli yerleri, kumlu ve humuslu toprakları
yeğler.
Sarımsağın başında özel ve keskin kokulu uçucu bir yağ, şekerler, fermentler,
protein, fosfor, demir ile A, B ve C vitaminleri bulunur, içerdiği bu maddelerle
güçlü bir besin olan sarmısak, büyük efor harcayan kişilerin diyetinde yer
almalıdır. Sözgelimi, piramitlerin yapımında çalışan işçilerle günde
kilometrelerce yol yürüyen Romalı savaşçılara sarmısak yedirilmişti.
Günümüzde de çok keskin nahoş kokulu olmasına karşın, sarımsağın yeşil
yaprakları çiğ olarak ve dişleri soyularak, yemeklere ve türlü yiyeceklere çeşni
vermesi için katılarak yenir.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Mikrop kırıcı niteliğinden ötürü, eskiden veba ve kolera gibi salgın
hastalıklarla savaşımda da kullanılan sarımsağın tıbbi etkilerini ve bunlardan
yararlanma yöntemlerini şöyle özetleyebiliriz:
• Bakteri, virüs ve sindirim sistemi parazitlerine karşı en etkili antiseptiktir.
• Bağırsaklardaki askarit (askaris) ve oksiyuris (oksiyur) gibi solucanların
dökülmesini sağlar.
• Sindirim sistemi üzerinde hastalık yapacak bitkisel kökenli
mikroorganizmaları yok eder.
• İçerdiği uçucu yağ nedeniyle akciğer rahatsızlıkları, kronik bronşit, öksürük,
nezle, soğuk algınlığı ve gribe karşı etkilidir.
• Göğsü yumuşatır. Boğmaca ve bronşite eşlik eden astımda rahatlatıcıdır.
• Terletici; balgam, idrar, safra ve gaz söktürücüdür. Kanı temizler.
• İştahı açar. Sindirimi kolaylaştırır.
• Spazm çözücü etkisi vardır.
• Uyarıcı ve bedeni güçlendirici toniktir.
• Yüksek tansiyonu ve kandaki kolestrol düzeyini düşürür.
• Şeker hastalığında iyileştirici etkileri olduğu ileri sürülmektedir.
Her biri birbirinden önemli bu etkilerinden yararlanmak üzere, sarmısak günde
üç kez yenmelidir. Bağırsaklardaki kurtların dökülmesi, yüksek tansiyon ve
kandaki kolestrolün
düşürülmesi için uzun süreler boyunca sarmısak alımına devam edilmelidir.
Eğer kokusu rahatsız edici olursa, piyasada satılan sarmısak yağı kapsülleri
alınabilir.
• Ayrıca sarmısak, yaraların temizlenmesinde kullanılır.
• Romatizma ve eklem yangılarıyla sancılarına iyi gelir.
• Burkulmalardan oluşan ağrıları hafifletir.
• Böcek ve arı sokmalarında iyileştirici olur. (Ancak, önce arının iğnesi
soktuğu yerden çıkarılmalıdır.)
• Mantar tedavisinde etkili olur.
• Gözde çıkan arpacığı da iyileştirir.
Bu etkileri sağlamak üzere, sarmısağın dişleri soyulup ucu biraz kesilerek
şikâyet edilen yere bastırılarak dıştan sürülür. Ya da soyulan sarmısak dişlen
ezilip macun haline getirilir. Bu macun, şikâyetli yerlere dıştan sürülür.
UYARI
• Sarmısak deriyi yakıcı ve kızartıcı etki yapabilir. Bu nedenle çok aşırı
uygulamadan kaçınılmalıdır.

Sabun Otu (-Çiçeği)

Orjinal Adı Saponaria officinalis
Diğer Adları Çövenotu, Kargasabunu, Köpürgen
Bilgi
Karanfilgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemekte, ancak Avrupa ve Asya'da yaygın olarak yetişmektedir.
Ülkemizde nemli yerlerde, özellikle Karadeniz Bölgesi'nde sıkça
görülmektedir. 50-100 cm. kadar boy atabilen, bir veya çokyılık dayanıklı otsu
ya da yan otsu bitkidir. Gövdesi tabanda mor-kırmızı, üst tarafta açık yeşil
renkli, silindirik kesitli ve serttir. Karşılıklı dizilen oval biçimli, ucu sivri ve
soluk yeşil renkli yapraklarının üzerinde birbirine paralel üç çizgi bulunur. Yaz
sonlarında açan pembe ya da beyaz çiçekleri tatlı meyve kokuludur. Bitkinin
kökü, rizomlarından (kökgövde) çıkan kökçüklerle çevresine yayılır.
Sabunotu, döktüğü tohumlarla çoğalır.
Sabunotu (ya da Sabun çiçeği) bitkisinin gövde, yaprak, çiçek sapı, çiçek ve en
çok da köklerinde saponin adlı madde ile ayrıca zamk, reçine, uçucu ve sabit
yağlar bulunur, içerdiği saponin nedeniyle bitkinin kök ve diğer kesimleri
suyla çalkalandığında sabun gibi köpürür. Böylece sabunotu eski ve değerli,
özellikle yünlü kumaşların temizlenmesinde kullanılır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi özellikleri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:
• Terleticidir.
• İdrar söktürücüdür.
• Bronşit ve kuru öksürükte balgam söktürücüdür.
• Safra taşları üzerinde etkili olduğu ileri sürülmektedir.
Bu durumlar için, sabunotunun gövde, sap, yaprak ve çiçekleri yaz ortasından
sonbahara kadar toplanır. Gölge ve havadar yerde kurutulur. Bu kurumuş
karışımdan 2 tatlı kaşığı alınır. Bir bardak suda iyice kaynatılır. Elde edilen
dekoksiyondan günde üç-dört bardak içilebilir.
• Ayrıca sabunotu egzama, ciltteki enfeksiyon ve çıbanlara karşı etkilidir.
Yukarıda hazırlanan dekoksiyon böyle yerlere temizleyici olarak günde birkaç
kez dıştan uygulanır.
UYARI
• Son zamanlarda yapılan araştırma sonuçlarına göre, sabunotu kökleri
zehirlidir. Kesinlikle dahilen kullanılmamalıdır.

Ravent

Orjinal Adı Rheum türleri
Bilgi
Karabuğdaygiller familyasındandır. Serin ve dağlık
yerleri seven çokyıllık otsu bitkilerdir. Anayurdu Uzakdoğu olan raventlerin
ülkemizde Işkın adlı tek türü yetişir. Burada genelde sözünü edeceğimiz Tıbbi
ravent (R. officinalis) adlı türünün anayurdu Tibet ve Çin'dir. 60 cm. kadar
boylanabilen bitkinin kaba yaprakları bitkinin tabanında toplanmış ve sarı
çiçekleri bitkinin tepesinde başak şeklini almış durumdadır. Bitkinin
konumuzu ilgilendiren önemli bölümü rizomlarıdır (kökgövde). Bunlar çok
eski zamanlardan beri tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Bitki, tohumlarıyla
çoğalır. Ancak, rizomunun kesilip bölünerek ekilmesiyle de başarılı üretimi
sağlanır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Tıbbi raventin rizomları antrasen türevleri, tanen ve kokulu esansları içerir.
Bunlar aşağıda sayılan tıbbi etkileri sağlamak üzere şu yöntemle kullanılırlar:
• Az miktarda alındığında peklik verici ve sindirimi kolaylaştırıcı etki yapar.
• Çok alınırsa bu kez müshil etkisi gösterir. Böylece bağırsaklar iyice
temizlenmiş olur.
• Ayrıca bitkinin bedeni güçlendirici (tonik) etkisi vardır.
Bu etkileri sağlamak üzere, raventinin rizom parçalarından 1/2-1 kaşığı 1
bardak su içinde önce kaynama noktasına kadar ısıtılıp sonra ateş kısılarak 10
dakika daha ısıtılması sürdürülür. Böylece hazırlanan dekoksiyon, sabah ve
akşamları olmak üzere, günde iki kez birer bardak içilir.
Ülkemizde Doğu Anadolu bölgesi'nde yetişen Işkın ya da Işgın denilen ravent
türü (R. ribes), böbrek biçiminde yaprakları, küçük beyaz çiçekleri ve kazık
kökü olan bir türdür. Çiçek sapları ilkbaharda kesilip kabukları soyularak çiğ
olarak yenilir. Peklik verici ve müshil etkisi olan köklerinden, yukarıda tıbbi
raventte anlatıldığı şekilde yararlanılır.
UYARI
• Ravent kökü, idrarı sarı ya da kırmızı renge boyayabilir.

Pelin (-Otu)

Orjinal Adı Arthemisia absinthium
Diğer Adları Acı pelin, Ak pelin, Acı yavşan
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu Avrupa
olan; ülkemizde Kuzey, İç ve Güney Anadolu'da yabani olarak yetişen
çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. 120 cm'e kadar boylanabilen pelinin, ince
tüylerle kaplı gövdesi kokulu, kabarık çizgili ve gri-yeşil renklidir. Çok ince
tüylerle kaplı grimsi ya da beyazımsı yeşil, altı gri renkli ve kokulu olan
yaprakları çok parçalı ve almaşık dizilidir. Temmuz-ağustos aylarında açan
açık sarı küçük çiçekleri salkımlar oluşturur. Silindirik yapılı yassı, küçük ve
gri renkli meyvelerinin içinde kahverengimsi gri minik tohumları bulunur.
Pelin döktüğü tohumlarıyla çoğalır ya da sonbaharda alınan gövde
kalemleriyle çoğaltılır.
Pelinin küçük yapraklı dalları özel kokulu ve çok acı lezzetlidir. Uçucu yağ,
absintin gibi acı maddeler, flavon ve pineni içerir. Eskiden bazı içkilere acı
çeşni vermesi için katılırken 1908 yılından beri bu şekilde kullanımı
yasaklanmıştır.
Pelin, geçmiş yıllarda kurt düşürücü, adet söktürücü ve çocuk düşürücü
etkilerinden yararlanılmak üzere yüksek dozlarda kullanılırdı. Ancak, yapılan
dikkatli analizler, bitkinin zehirleyici ve sinir sistemini yıkıma uğratıcı
etkilerini saptadığından, bitkinin bu amaçlarla kullanımı da terk edilmiştir.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Günümüzde pelinin tıbbi etkileri aşağıda verilen yöntemle yararlı hale
getirilmektedir:
• Bitkinin, içerdiği acı maddeler nedeniyle bedeni uyarıcı, iştah açıcı ve
sindirimi kolaylaştırıcı etkileri vardır. Sindirim salgılarının nitelik ve nicelik
yönünden yetersiz kaldığı durumlarda kullanılır.
• Yüksek ateş ve enfeksiyon durumlarında güçlü bir iyileştiricidir.
• Bedeni güçlendirici tonik etkisi vardır.
• İdrar söktürücüdür.
Bu durumlar için, pelinin yaprakları ve çiçek açmış salkımları, çiçekleri
solduğu dönem olan yaz ortası ve sonbahar başı arasında toplanıp gölgelik ve
havadar yerde kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı kuru karışım üzerine 1 bardak kaynar
su dökülerek 10-15 dakika süreyle demlendirilmeye bırakılır. Böylece
hazırlanan infüzyon, günde iki-üç kez birer bardak olarak içilebilir.

Öksürük Otu

Orjinal Adı Tussilago farfara
Diğer Adları Devetabanı, Farfaraotu, Kabalak, Kavalak
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Tüm Avrupa'da
yaygın olup ülkemizde de gevşek topraklarda ve nemli tepe sırtlarında yetişen,
çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. 10-30 cm. boylanabilen öksürükotunun küçük
çiçekleri, ilkbaharın başında yapraklarından önce görünür ve uzun sap
üzerinde tek tek sarı renkli olarak açarlar. Yeşil renkli yapraklarının kenarları
dişli ve altları gri renktedir, beyaz renkli uzun ve sık tüylerle kaplanmıştır.
Bitki, döktüğü küçük tohumlarla çoğalır, iyice yayılıp bulunduğu toprağı
sarabilir.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• Öksürüğü kesici, solunum yolları rahatsızlıklarında göğsü yumuşatıcıdır.
• Balgam söktürücüdür.
• Yaprak ve çiçekleri içerdiği yapışkan bitki sıvısı ile kronik ve akut bronşite
karşı etkilidir. Bronşları açar. Solunum yollarındaki duyarlı mukoza zarını
başka hastalıklardan korur.
• Boğmaca ve astımda rahatlatıcıdır.
• Nezle ve gribe karşı etkili olur.
Bu etkilen sağlamak üzere, bitkinin çiçekleri tam açmadan önce toplanıp
gölgede özenle kurutulur. Yapraklan ilkbahar sonu ile yaz başında toplanıp
kıyılır ve kurutulur. İnfüzyonunu hazırlamak üzere 1-2 tatlı kaşığı kuru
yaprak-çiçek karışımı üzerine 1 bardak kaynar su dökülür. 10 dakika süreyle
demlendirmeden sonra hazırlanan infüzyon, günde üç kez, sıcak olarak birer
bardak içilir.
• Öksürükotu çıban, yara ve apselere karşı iyileştirici olarak kullanılır.
Bunun için körpe yaprakları toplanıp ezilerek yara lapası hazırlanır ve bu lapa,
dıştan uygulanır.

Okaliptüsler

Orjinal Adı Eucalyptus türleri
Diğer Adları Okaliptüs, Sıtma ağacı, Sulfata ağacı
Bilgi
Mersingiller familyasındaki aynı cinsten 300'ü aşkın
ağaç ya da ağaççık türünün genel adı Okaliptüs'tür. Anayurdu Avustralya, Yeni
Zelanda ve Tasmanya olup oradan dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde okaliptüsün
yaşamasına uygun Ege ve Akdeniz kıyı şeridinde sıcak, bol güneşli ve sulak
yerlerde bataklıkları kurutmak, odunundan yararlanılmak üzere sıkça
yetiştirilir. Bazı okaliptüs türlerinin boyu 90 m'yi aşabilir. Gövde kabukları
büyük levhalar halinde kabarıp dökülen okaliptüslerin yaprakları, genellikle
orak biçimli, almaşık dizilişli, sarkık yapıda, koyu yeşil renkli ve tadı acıdır.
Yaprak koltuklarından çıkan püskül biçimindeki sarımsı beyaz ya da kırmızı
renkli çiçekleri, tek tek ya da kümeler oluşturarak açar. Meyveleri, çok sayıda
tohum taşıyan kapsüller halinde oluşur. Okaliptüs türleri tohumuyla çoğalır.
Türkiye'de en çok yetiştirilen Adana okaliptüsü (E. camaldulensis) ile E.
globulus türleridir. Özellik yönünden birbirlerine oldukça benzeyen bu türlerin
tanence zengin kabukları sepicilikte kullanılır. Yaprakları, bileşiminde yüksek
oranda sineol bulunan uçucu madde, acı madde ve tanen içerir.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Bu iki okaliptüs türünün birbirine benzeyen tıbbi etkileri ve bundan
yararlanma yöntemi şöylece sıralanabilir:
• Özellikle solunum yolu hastalıklarında; sözgelimi nezle, öksürük, bronşit,
burun ve boğaz rahatsızlıklarında etkili ve iyileştiricidir. Balgam söktürür,
göğsü yumuşatır, ateşi düşürür ve sinüsleri açar. Bu etkileri sağlamak üzere ya
infüzyonu içilir ya buhar banyosuna girilir ya da ispirtolu veya zeytinyağlı
eriyikleri alınır.
• Antiseptik oluşu nedeniyle yara, ülser ve yanıkları temizleme ve
iyileştirmede etkilidir. Bunun için dekoksiyonu şikayet edilen yerlere
uygulanır.
• Dişeti enfeksiyonlarında mikrop kırıcı, ağız kokularını gidericidir. Bu
durumlar için ispirtolu ya da zeytinyağlı eriyikleriyle gargara yapılır.
• Peklik verici ve bedeni güçlendiricidir. Böyle durumlar için infüzyonu alınır.
• Romatizma ağrıları, kas kasılmaları ve üşütmelerden ortaya çıkan ağrılarda
şikayet edilen yere lapası uygulanır.
• İdrar yolları antiseptiğidir. Bu durumda infüzyonu alınır.
Okaliptüs infüzyonu hazırlamak üzere bir tutam yaş yaprağı üzerine bir bardak
kaynar su dökülür. 10 dakika demlendirilerek yapılan infüzyon, sekerle
tatlandırılarak günde iki-üç kez içilebilir.
Dekoksiyonunu hazırlamak için bir tutam yaş yaprağı suda iyice kaynatılır.
Elde edilen dekoksiyon yara, ülser ve yanıklara günde iki kez uygulanır.
Buhar banyosu yapmak üzere yazın toplanıp kurutulmuş okaliptüs
yapraklarından 2-3 tatlı kaşığı alınır. Bir kaseye konularak üzerine dört bardak
kaynar su dökülür. Çıkacak uçucu yağın kaçışını önlemek üzere başı ve kaseyi
kapayan büyük bir havlu örtülür. Kaseye doğru eğilip 10 dakika süreyle
okaliptüs buharı solunur.
Yaş yaprakları ezilerek okaliptüsün lapası hazırlanır. Bu lapa şikayetli yerlere
uygulanırken elle o bölgeye masaj yapılması da büyük yarar sağlar.
İspirtolu ya da zeytinyağlı eriyiğini elde etmek için okaliptüs yaprakları bu
maddelerin içine yatırılıp 7-10 gün bekletilir. Bu eriyikle ağızda gargara yapılır
ya da suyla seyreltilip şekerle tatlandırılarak içilir.
UYARILAR
• Okaliptüsün aşırı dozlarda alınması zehirlenmeye yol açabilir.
• Okaliptüsle yapılan her uygulamadan sonra eller iyice yıkanmalı, gözlere
dokunulmamalıdır.

Nar

Orjinal Adı Punica granatum
Bilgi
Nargiller familyasının örnek bitkisidir.
Anayurdunun Doğu Akdeniz havzası olduğu sanılan nar yumuşak iklimli,
sıcak ve kurak yerleri; kalkerli, derin ve yumuşak toprakları seven; aynı adlı
meyvesi yenen ve 4-5 m'ye kadar boylanabilen küçük ağaçtır. Akdeniz
bölgesinden Japonya'ya, öte yanda ABD'nin güneyi ile Güney Amerika
Kıtası'na kadar yayılmış olup kimi yerde meyvesi için, kimi yerde süs bitkisi
olarak yetiştirilmektedir. Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgelerinde bolca,
ayrıca iklimi uygun olan diğer bazı yerlerde de yetiştirilir. Kimi türlerinde,
kışın dökülmeyen yaprakları genelde kısa saplı, kenarlar düz, ucu sivri, parlak
ve karşılıklı dizilmiş durumda bulunur. Mayısta başlayıp yazın da açan özel
nar kırmızısı renkli, süsleyici özellik taşıyan çiçekleri, çok kısa saplı, tek tek
ya da 2-3 tanesi bir arada olur. iri bir portakal kadar büyüyebilen meyvesinin
dış kabuğu, bir ucunda dişli bir taç taşır, esmer kırmızı ya da sarımsı yeşil
renkte olur. Bu kabuğun içinde tatlı, mayhoş ya da ekşi ve kırmızı, pembe,
kirli beyaz ya da sarımsı olan etli taneler bulunur. Bu tanelerin içinde de
bitkinin tohumunu taşıyan sert kabuklu çekirdekleri vardır. Bitki, tohumları ya
da gövde çelikleriyle çoğaltılır.
Nar ağacının kök, gövde ve kabuklan nişasta, mannit, reçine, tanen ve birtakım
asitlerle alkaloitler içerir. Narın meyvesinde ise meyve şekeri, potasyum,
magnezyum, C vitamini ile eser miktarda diğer mineraller bulunur. Nar,
meyve olarak yenildiği gibi sıkılıp suyu çıkarılarak, şerbeti ya da şurubu
yapılarak tüketilir.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Bitkinin tıbbi etkileri ile bunlardan yararlanma yöntemleri aşağıda verilmiştir:
• Nar ağacının kurutulmuş kök, gövde ve dal kabukları yakın zamanlara kadar
en etkin tenya düşürücü olarak kullanılmıştır. Ancak, içerdiği alkaloitlerin
insan için de birtakım zehirleri içermesi nedeniyle, bu kabuklar günümüzde
kullanılmamakta, yerine, nar meyvesinden elde edilen infüzyondan
yararlanılmaktadır.
• Ayrıca nar kabuklarının infüzyonu peklik vericidir. Narın çiçek ve
tohumlarının sıkılmasıyla elde edilen su da aynı amaçla kullanılır.
• Olgun nar meyvesinin sıkılmış suyunun içilmesi ya da tanelerinin yenilmesi
idrar söktürücü, sindirimi kolaylaştırıcı ve güçlendirici (tonik) etkiler sağlar.
• Doku ve damar büzücü etkileri nedeniyle, nar meyvesinin kabuklarının
kurutulup toz halinde öğütülmüş hali, yaralarda kanı kesici olarak kullanılır.
• Aynı tıbbi nitelikleri nedeniyle, bu kabuklardan elde edilen dekoksiyon ağır
diyare ve hatta dizanteriye karşı kullanılabilir.
Yukarıda sözü edilen infüzyon şöyle hazırlanır ve kullanılır: Soyulan narın
kabuklan iyice kıyılır. Bunlardan 3-5 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar
su dökülerek 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Bu infüzyondan, sabah ve
akşamları olmak üzere günde iki kez birer bardak alınabilir.
Dekoksiyon da aynı miktarda nar kabuğunun 1 bardak suyla kaynama
noktasına kadar ısıtılıp daha sonra 10-15 dakika daha kısık ateşte ısıtılmasının
sürdürülmesiyle hazırlanır. Dekoksıyonun alınma dozajı da aynen
infüzyonunki gibidir.

Mürverler - Mürver

Orjinal Adı Sambucus türleri
Bilgi
Hanımeligiller familyasındaki 20 kadar ağaç, çalı ya
da otsu bitki türünün ortak adı Mürver'dir. Bu türlerin çoğu her iki yarıkürenin
ılıman iklim kuşağında, bu arada Türkiye'deki ormanlarda doğal olarak
yetişmekte ve pek çok yerde de süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Konumuzu
ilgilendiren ve tıbbi etkileri birbirine çok benzeyen iki mürver türü vardır.
Bunlardan Kara (Siyah) mürver ya da diğer adıyla Patlangıç ağacı (S. nigra)
ülkemizde özellikle Batı ve Kuzey Anadolu'da görülen ve 4-10 m. kadar
boylanabilen ağaçtır. Gövdesini, boz renkli ve uzun çatlaklı kabuğu örter.
Genellikle 5 yaprakçıktan oluşan bileşik yaprakları, karşılıklı dizilmiş
durumdadır. Bu yapraklar elle ovuşturulduğunda kötü kokar. Beyaz, sarımsı ya
da bazen açık pembe renkli ve keskin kokulu küçük çiçekleri yayvan şemsiye
ya da salkım biçimi oluşturarak açar. Çiçekleri olgunlaşınca 6-10 mm. çapında
yuvarlak ve parlak siyah renkli meyvelere dönüşür. Meyvelerin içinde kan
kırmızısı meyve özü ve uzunca oval biçimli 3-4 tane tohum bulunur. Ormanlık
alanların funda toprağını seven kara mürver, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Kara mürverin çiçekleri uçucu ve sabit yağ, yapışkan bitki sıvısı, reçine, tanen
ve şekerler ile samburgin ve rutin adı verilen alkaloitleri içerir. Bitkinin
meyvesinde doğal şekerler, meyve asitleri, tanen, C ve P vitamini, boya
pigmentleri ile eser oranda uçucu yağ bulunur. Mürverin kabukları da tanen,
reçine, alkaloit ile valeriyen asidini içermektedir. Olgun mürver meyveleri
yenir. Meyvenin özü bazı yerlerde şarabı renklendirmekte ve bitkinin gövde ve
dalları iplik makarası yapımında kullanılır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Burada kara mürverin kabuk, yaprak, çiçek ve meyvesinin tıbbi etkilerini teker
teker sayarak bunlardan yararlanma yöntemlerini sunacağız:
Kabuğunun Tıbbi Etkileri:
• Müshildir.
• Kusturucudur.
• İdrar söktürücüdür.
Yaprağının Tıbbi Etkileri:
• Müshildir.
• Balgam söktürücüdür.
• İdrar söktürücüdür.
• Terleticidir.
• Dıştan kullanıldığında cildi yumuşatıcı ve yara iyileştiricidir.
Çiçeğinin Tıbbi Etkileri:
• Terleticidir.
• Göğsü yumuşatır.
• Nezleyi iyileştirir.
Meyvesinin Tıbbi Etkileri:
• Terleticidir.
• idrar söktürücüdür.
• Müshildir.
Bu etkilerinden yararlanmak üzere, kara mürverin çiçek ve yaprakları ilkbahar
ile yazın başlarında toplanır. Gölge yerde olabildiğince çabuk kurutulur.
Meyveleriyle bitkinin gövde kabukları yaz sonu ile sonbahar mevsiminde
toplanır.
Kuru çiçek ve kuru ya da yaş yapraklarının karışımından 2 tatlı kaşığı alınıp 1
bardak kaynar suda 10 dakika süreyle demlendirilir. Böylece elde edilen
infüzyondan, günde üç kez birer bardak içilir.
Kara mürverin meyve suyunu hazırlamak için taze ve olgun meyveleri 2-3
dakika suda bekletilir. Sonra bunlar elle sıkılıp süzülür. Bu meyve suyunu
saklamak için 10 ünite meyve suyuna 1 ünite bal katılır ve bu karışım
kaynatılır. Daha sonra sıcak suyla sulandırılıp günde iki kez birer bardak
olarak içilir.
Bitkinin gövde kabukları kuru ya da taze yapraklarıyla karıştırılıp parçalanır.
Bu karışımdan 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına kadar
ısıtılır. Ateş kısılıp 10-15 dakika daha ısıtma işlemi sürdürülerek elde edilen
dekoksiyon, günde iki kez birer bardak olarak içilir. Cildi yumuşatıcı ve yara
iyileştirici olarak dıştan uygulanır.
Bodur (Cüce) mürver (S. ebulus): Türkiye'nin hemen hemen tüm ormanlarında
rastlanan ve 50-200 cm. boylanabilen, çokyıllık otsu bitkidir. Gövdesi
yuvarlak kesitli, dik ve boydan boya çizgilidir. 7-11 yaprakçıktan oluşan
bileşik yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Salkım biçimi alarak yazın açan beyaz
çiçekleri acı badem gibi kokar. Meyvesi parlak siyah renkli ve yuvarlak olur.
Bodur mürverin yapraklarında uçucu yağ, şekerler ve bazı organik asitler,
meyvelerinde doğal şekerler, valeriyen asidi, tanen, acı madde ile bazı boya
pigmentleri bulunur. Bitkinin çiçekleri, terletici ve yatıştırıcı, kökleri ile
yaprakları müshil etkilerinden yararlanılmak üzere kullanılır.
Bunlardan elde edilecek infüzyon ve dekoksiyonlar için yukarıdaki tarifler
aynen uygulanır.

Mine Çiçeği

Orjinal Adı Verbena officinalis
Bilgi
Mineçiçeğigiller familyasının örnek bitkisidir.
Anayurdu bilinmemekte ama dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde de
yetişmektedir. 60-100 cm. kadar boylanabilen, çokyıllık dayanıklı otsu
bitkidir. Dört köşe kesitli, koyu yeşil renkli ve tüylü gövdesi, bitkinin tepesine
doğru dallara ayrılır. Tüylü ve parlak koyu renkli, kenarları derin dişli ve
sapsız yaprakları, uzamış meşe yaprağına benzer. Yaz ortasında başak ya da
şemsiye biçimi oluşturarak açmaya başlayan, ilk don olayına kadar açışını
sürdüren küçük çiçekleri eflatun, mavi ve kimi zaman da alacalı renklerde
olur. Çiçeğin ortası, beyaz ve siyah görünüşüyle küçük gözlere benzer.
Olgunlaşan çiçekleri tek tohumlu sert meyveler verir. Deniz, göl ve akarsulara
yakın bol güneşli ya da kısmi gölgeli yerleri; suyu iyi akıntılı, bitek, kum ve kil
karışımı gevşek toprakları seven bu bitki, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Mineçiçeği, verbalin adı verilen acı tatlı glikozitler, uçucu yağ, yapışkan bitki
sıvısı ve tanen içerir. Bazı yerlerde bitkinin yaprakları yemeklere, çiğ olarak
salatalara ve evde yapılan içkilere katılır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Çok gösterişli bir bitki olmayan mineçiçeği Eski Mısır, Yunan, Çin ve
Roma'da ve ilk Hıristiyanlık dönemlerinde kutsal sayılıp övgüyle anılmış, aşk
iksirlerine katılmıştır.
Günümüzde bitkinin saptanan yararları bu övgüleri haklı çıkarmaktadır.
Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemlerini şöyle
sıralayabiliriz:
• Sinirleri güçlendirici toniktir. Bedeni uyarıcı etkileri nedeniyle yorgunluk,
bitkinlik ve uykusuzlukta yararlı etkiler sağlar. Gerginlik ve stresleri azaltarak
yatıştırıcı etki yapar, isteri nöbetlerinin kolayca atlatılmasında etkilidir.
• Bedenin çeşitli yerlerindeki spazmları çözücü etkisi vardır.
• Terleticidir. Soğuk algınlıklarının atlatılmasında etkili olur. Balgamı
söktürür. Grip sonrası oluşabilen melankoli ve depresyonun atlatılmasında
yardımcı olur.
• Sindirimi kolaylaştırır, peklik verir.
• Kadınlarda aybaşı durumunu düzene sokar, ağrıları hafifletir.
• Safra kesesi ve sarılık hastalığında yangıları azaltır.
Bu etkileri sağlamak üzere, mineçiçeğinin tüm topraküstü kesimleri bitki çiçek
açmadan önce yaz ortasında toplanır. Gölge, kuru ve havadar yerde
olabildiğince çabuk kurutulur. 1-3 tatlı kaşığı kurutulmuş bitki alınıp üzerine 1
bardak kaynar su dökülür. 10-15 dakika bu şekilde demlendirilerek elde edilen
infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak içilir. Uykusuzluk durumunda
yatmadan önce bir bardak alınır.
• Mineçiçeğinden elde edilen bu infüzyon diş çürümesi ve dişeti
hastalıklarında gargara olarak kullanılır.

Meyan (-Kökü)

Orjinal Adı Glycyrrhiza glabra
Diğer Adları Biyam, Boyam, Piyam, Tatlıkök
Bilgi
Baklagiller familyasındandır. Anayurdu Avrupa'nın
güneyi olan, dayanıklı çokyıllık otsu bitkidir. Ülkemizde Ege, Akdeniz,
Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak, özellikle akarsu
kıyılarında yetişir. 50-100 cm. kadar boylanabilir, ince uzun, koyu yeşil renkli
yaprakçıklardan oluşan bileşik yaprakları; yaz mevsiminde bitkinin yaprak
koltuklarında seyrek başaklar halinde açan mavimsi mor, bazen beyaz ya da
sarımsı çiçekleri; 7-10 cm. uzunlukta yassı meyveleri vardır. Bitkinin
konumuzu ilgilendiren rizomu, 0,5-2,5 cm. çapında ve 15-50 cm. uzunluktaki
silindir biçimli kökgövdesidir. Kabukluyken esmer, soyulduğunda sarı renkli
olan bu kök, önce tatlı iken sonra acımsılaşır. Meyan (ya da Meyankökü)
bitkisi kumlu, derin ve humuslu topraklan, bol güneşli yerleri sever. Dökülen
tohumlarıyla çoğalır ya da kökü bölünüp ekilerek çoğaltılır.
Meyanın rizom kökü, normal şekere göre elli kat daha tatlı olan glisirizin ile
flavon, saponin ve kumarin adı verilen maddeleri; tadı acı uçucu yağlan,
nişasta ve yapışkan bitki sıvısını içerir. Bu kökler ilaç ve bira endüstrilerinde,
kolalı içitlerin yapımında kullanılır. Anadolu'da bu kökten şerbet yapılarak
içilir. Üç yıllık köklerinden elde edilen meyan balı, koyu renkli toz, çubuk ya
da dörtgen şeklindeki parçalar halinde satılır ve ilaç olarak kullanılır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Bitkinin kökünün tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
özetlenebilir:
• Göğüs yolları hastalıklarında etkilidir: Göğsü yumuşatır, balgamı söktürür,
ateşi düşürür, öksürüğü keser; nezle ve bronşitte iyileştiricidir. Solunum
yollarında mukozayı korur, boğaz ağrılarına iyi gelir.
• Yatıştırıcı ve rahatlatıcıdır.
• Özellikle çocuklar için hafif müshil etkisi vardır.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
• Mide yanmaları, gastrit ve mide ülserlerinde iyileştirici etkiler yapar.
• Karın ağrılarını geçirir.
• İdrar söktürücüdür.
Bu etkilerinden yararlanmak üzere, meyankökü sonbaharın sonlarında toprak
kazılarak çıkarılır. İyice temizlenerek açık havada kurutulur. Kabukları soyulur
ve parçalanır. Bu parçalardan 1/2-1 tatlı kaşığı alınır, 1 bardak suya konularak
kaynama noktasına kadar ısıtılır. Bu noktada ateş kısılıp 10-15 dakika daha
ısıtma işlemi sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde üç kez
birer bardak içilir ya da piyasada çubuklar halinde satılan meyankökü ağızda
emilerek aynı tıbbi etkilerinden yararlanılır veya meyan balı suda kolayca
eritilerek içilir.

Mercanköşkü

Orjinal Adı Origanum (ya da Marjoram) türleri
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Akdeniz havzası
bitkisidir. Çeşitli türleri ülkemizde de Trakya, Marmara, Ege ve Akdeniz
bölgelerinde yabani olarak yetişir. Kayalık ve kurak yerlerde rastlanan, çalı
görünüşlü, hoş kokulu bitkilerdir.
Bu türlerden konumuzla en çok ilgili olanı Yabani mercanköşkü (O.
vulgare)'dür. Güveyotu ya da keklikotu adlarıyla da bilinen bu tür, 25-80 cm.
boylanabilir ve toprağın üzerine yayılarak gelişir. Biber gibi kokan koyu yeşil
renkli yaprakları, haziran ile ekim ayları arasında beyaz ya da pembe renkte
açan çiçekleri vardır. Bol güneşli ya da kısmen gölge yerleri seven bitki,
döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Yabani mercanköşkünün topraküstü kesimlerinde, karvakrol ile timol adlı
maddeleri içeren uçucu yağ, asitler, tanen ve acı esanslar bulunur. Bazı
yerlerde yaprakları kurutulup kekik yerine baharat olarak kullanılır. Ayrıca
bitkinin topraküstü kesimlerinin damıtılmasıyla elde edilen mercanköşkü yağı
da parfümeri ve likör endüstrilerinde kullanılır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Yabani mercanköşkünün tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri
şöyle sıralanabilir:
• Uyarıcı ve terleticidir. Soğuk algınlığı ve gribin iyileştirilmesinde yararlı
olur.
• Öksürük ve boğmacanın tedavisinde etkilidir.
• Yatıştırıcıdır.
• Uyarıcı etkisi sindirim sisteminde de görülür: iştah açar. Sindirimi
kolaylaştırıp hazımsızlığı giderir.
• İdrar ve gaz söktürücüdür.
• Peklik vericidir.
• Kadınlarda aybaşı döneminin daha kolay ve rahat geçmesini sağlar.
Bütün bu etkileri sağlamak üzere, yabani mercanköşkünün topraküstü
kesimleri, bitki çiçek açtığında toplanır. Kalın dal ve saplan ayrılıp atılır. Geri
kalan kısımlardan 1 tatlı kaşığı kurumuş ya da taze bitki karışımı 1 bardak
kaynar suyun içine konur. 10-15 dakika demlendirilerek hazırlanan infüzyon,
günde üç kez birer bardak içilir.
• Yabani mercanköşkü iyi bir antiseptiktir. Ağız yangılarına karşı etkilidir.
• Arı ve böcek sokmalarında da yangıyı kesip rahatlatır.
Bu etkilerinden yararlanmak üzere, yukarda tarifi verilen infüzyonla ya da
daha iyisi, 1 tatlı kaşığı dolusu bitkinin suda kaynatılmasıyla hazırlanan
dekoksiyonla ağız iyice çalkalanır. Böcek veya an sokması durumlarında,
sokulan yer aynı dekoksiyonla sıkıca ovuşturulur.
• Ayrıca, yabani mercanköşkü etkili bir yara iyileştiricidir.
• Romatizma ve kas ağrılarında bedeni rahatlatıcı etkisi görülür.
• Özellikle gerginlik durumunda oluşan baş ağrılarında etkili olur.
Bu etkilerinden yararlanmak üzere, piyasada satılan mercanköşkü yağı alınıp
yara ve kesikler bununla yıkanır. Bas ağrısı durumunda şakaklar, romatizma ve
kas ağrılarında şikayetli yerler mercanköşkü yağıyla ovuşturulur.
Diğer mercanköşkü türlerini şöyle özetleyebiliriz:
İzmir kekiği (O. smyrnaeum ya da O. onites) diye adlandırılan tür, Ege ve
Akdeniz bölgelerindeki makiliklerde yaygındır. 40-50 cm. boylanabilen,
çokyıllık bitkidir. Yaprakları oval biçimli, kenarları hafif dişli, yumuşak, tüylü
ve kekiğimsi kokuludur. Nisan-temmuz aylarında çiçek açan bitki, döktüğü
tohumlarıyla çoğalır.
İstanbul ya da Çanakkale kekiği (O. heracleoticum veya O. hirtum) denilen
mercanköşkü türü ise, Trakya, Marmara bölgesi ve Batı Anadolu'da yetişir. 50
cm. kadar boylanabilen çokyıllık bitkidir. Temmuz-Ağustos ayında çiçek açar.
Yaprakları kekiğimsi kokar. Döktüğü tohumlarıyla çoğalır.

Melek Otları

Orjinal Adı Angelica türleri
Bilgi
Maydanozgiller familyasından, iki-dört yıllık
dayanıklı otsu bitkilerdir. Kuzey Yarıküre ve Yeni Zelanda'da yetişen otuz
kadar melekotu türü vardır. Bunlardan konumuz yönünden önemli olanları
Angelica Sylvestris ve Angelica Archangelica (A. officinalis) adlı iki türdür.
A. Sylvestris türü melekotu, ülkemizde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki
dağlarda ve Uludağ yöresinde yetişmektedir. 70-200 cm. boylanabilen, iki-dört
yıllık dayanıklı, hoş kokulu olan bu bitkinin yaprakları çok parçalı, silindir
biçimli gövdesinin içi boş, çiçekleri beyaz ya da pembemsidir. Doğu
Anadolu'da gövde ve yaprak sapları soyulup sebze olarak yenir; Bursa
yöresinde bunlarla reçel yapılır. Bitkinin kökü, tanen ve uçucu yağlar içeren
esmer renkli, özel kokulu, buruk tatta ve kalın yapılıdır.
Tibbi Etkileri
ve Kullanımı
Bu melekotu türünün köklerinin tıbbi etkileri şöyle sıralanabilir:
• Diyareyi kesici ve peklik vericidir.
• Midevidir: Sindirimi kolaylaştırır.
• Yatıştırıcı ve sinirleri güçlendirici toniktir.
• Spazm çözücüdür.
• Astım nöbetlerinde rahatlatıcı olur.
Bu etkilerinden yararlanmak üzere, sonbaharda bitkinin toprağı kazılıp kökleri
çıkarılır. Kurutup toz haline getirilir. Bununla % 3-5'lik infüzyon hazırlanır.
Yani, 1 litre kaynamış suya 30-50 gr. bu tozdan konulup 15-20 dakika
demlendirilir. Böylece hazırlanan infüzyondan, günde iki-üç kez birer bardak
içilir.
A. archangelica (officinalis) türü melekotu Orta ve Kuzey Avrupa'da yetişen
ve 300 cm. kadar boylanabilen uzun boylu, üç yıllık dayanıklı otsu bitkidir.
Canlı yeşil renkli yapraklan ile toprağın derinine kadar inen özel kokulu iki-üç
dallı kalın kökleri bitkinin konumuzu ilgilendiren bölümleridir. Bunların tıbbi
etkilerini şöyle sıralayabiliriz:
• Balgam söktürücü ve soğuk algınlıklarında iyileştiricidir.
• İdrar söktürücüdür.
• Bedeni uyarıcı ve güçlendirici toniktir.
• Spazm çözücüdür.
• Kusma refleksini bastırma etkisi bulunduğundan yolculuklarda alınması
rahatlatıcı olur.
Bu etkilerinden yararlanmak üzere, bu tür melekotunun yaprakları yaz
başlarında toplanır, kökleri ise bitkinin ilk yılında toprağı kazılarak çıkarılır.
Bunlar özenle havadar ve gölge yerlerde kurutulur. Kökleri parçalanarak kuru
yaprakla karıştırılır. Bu karışımdan 1 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama
noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateş kısılarak 5 dakika daha ısıtma işlemi
sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan, günde üç kez birer bardak
içilir.