14 Nisan 2015 Salı

ÇİÇEK HASTALIĞI

Alm. Variola Blatter, Poclcen, Fr. Petite veriole (f), İng. Smallpox. Geçmişte, yaptığı salgınlarla
insanları çok korkutan, bulaşıcı, ateşli, ağır bir virüs hastalığı. Deride irinli döküntüler meydana getirir.
Öldürücü de olabilen hastalık, deride özellikle yüz derisinde iz bırakarak iyileşir.
İnsanlara vermiş olduğu dehşetten dolayı ilk tanınan hastalıklardan biridir. Elde edilebilen bilgilere göre zamânımızdan yaklaşık bin yıl önce Çin’de târif edilmiştir. Hastalığın ilk kaynağı Asya ve Afrika’dır.
Mısır’da mumyalar üzerinde tipik çiçek bozukluklarına rastlanmıştır. Çiçek hastalığını ve belirtilerini
Ebû Bekir Râzî çok güzel târif etmiştir. Ebû Bekir Râzî’den daha sonraları Roma’lı Frekastor çiçeği
yeniden târif etmiştir. Yurdumuzda eskiden beri bilinen korunma çâreleri olarak “hasta gömleği
giydirme” ve “çiçek cerâhatini deriyi çizerek sürmek” usülleri uygulanmaktaydı. 1721’de Lady Mary W. Montague İstanbul’da çocuklarını aşılattırmış ve bu tekniği İngiltere’ye yazmıştır. Hıristiyanlığın en revaçta olduğu ortaçağda, büyük tıb âlimleri yalnız Müslümanlardı. Garplılar Endülüs’te tıb tahsil
etmeye gelirlerdi. Çiçek hastalığına karşı aşıyı bulanlar Müslüman Türklerdir. Türklerden bunu öğrenen Jenner, ancak 1796’da bu aşıyı Avrupa’ya götürdü ve haksız olarak “çiçek aşısını bulan bilgin” ünvânını aldı. Halbuki tam bir zulmet diyârı olan o zamanki Avrupa’da insanlar hastalıktan kırılıyordu.
Fransa Kralı Onbeşinci Louis 1774’te çiçekten öldü.
Çiçek hastalığının kuluçka dönemi 8-12 gün arasında olup, baş ağrısı, titreme, ürperme, sırtta ağrı ve
kusma ilk belirtileridir. Bu sırada ateş 40-41 dereceye kadar yükselir. Hastalığın ilk iki günü hastanın
karnında ve vücûdunda kabarcık şeklinde döküntüler belirir. 3-4 gün bu kabarcıklar yüzde de
görünmeye başlar. Daha sonra bileklerde, kollarda, karında, yüzde ve bacaklarda içi su toplayarak
çoğalan benekler özellikle yüzde çok acı verir. Kabarcıkların hepsi aynı yaştadır; yâni birisi
kabuklanırken yeni bir kabarcığın su dolu olarak ortaya çıkması söz konusu değildir. Vücûdun her
tarafındaki döküntüler sırayla; toplu iğne başı kadar kırmızı döküntüler, deriden az kabarık döküntüler,
deriden kabarık içi berrak sıvı dolu döküntüler, içi cerahat dolu döküntüler ve kabuklanma
safhalarından aynı zamanda geçerler.
Kabarcıkların çıkışı sırasında düşen ateş, içlerinin cerâhat dolmasıyla tekrar yükselebilir.
Kabuklanmanın başlaması ile ateş yeniden düşer. 12-14 günden sonra kabuklar dökülmeye başlar.
Kabuklar döküldükten sonra yerinde “çiçek bozuğu” denilen izler kalır. Çiçek hastalığı geçtikten sonra ömür boyu bağışıklık bırakır.
Çiçek, günümüzde koruyucu aşısı sâyesinde hiç görülmez olmuştur. Son yıllarda çiçek aşısının
mecbûrî olma durumu tamâmen kaldırılmış ancak salgın şüphesi olduğu zamanlarda yapılmaktadır.

ÇIRAĞAN SARAYI

İstanbul’da Beşiktaş ile Ortaköy arasında deniz kıyısında bulunan büyük saray.
“Çereğan” Lâle Devrinde (1718-1730), mum ve kandil ışığında yapılan gece eğlencelerine denir.
Sarayın bulunduğu yerde de bu eğlenceler yapıldığı için, saraya “Çırağan Sarayı” denmiştir.
Beşiktaş’la Ortaköy arasında, Lâle Devrinin sadrâzamı Dâmâd İbrâhim Paşa ile zevcesi Fâtımâ Sultan tarafından yaptırılmıştır. Daha önceleri “Kazancıoğlu Bahçesi” denilen bu yerde yaptırılan sarayın yanında bir Mevlevîhâne bulunmaktaydı. Sultan Birinci Mahmud (1730-1754), Üçüncü Selim (1789-1807) dönemlerinde tâmir ve eklemeler yapılan saray, Sultan Abdülmecîd tarafından yeniden yaptırılmak üzere yıktırıldı (1859). Ancak sarayın yeniden inşâsı Sultan Abdülazîz Han devrinde gerçekleşti.
Dolmabahçe Sarayında kullanılan plânın daha ileri bir örneğini teşkil eden Çırağan Sarayının plânlarını Nikoğos Balyan hazırladı. İnşâat 1861’den 1865’e kadar 4 yılda tamamlandı. Deniz kıyısında 750
metre uzunluğundaki bu saray, beyaz mermerden yapılmıştı.
Çırağan Sarayının salonlarının döşenmesine Dolmabahçe Sarayından daha fazla îtinâ gösterildi.
Burada kullanılan malzeme de son derece kıymetli cinstendi. Bunun için dış cephesine nazaran iç
süslemeleri pek muhteşemdir.
Sultan Beşinci Murad Han, 1876’da tahttan indirilince, arzusu üzerine, Çırağan Sarayı kendisine ve âilesine ikâmetgâh olarak verildi ve 1904 yılında burada vefât etti.
20 Mayıs 1878’de Ali Suâvî’nin tertiplediği Sultan Beşinci Murad’ı yeniden tahta geçirmek için yapılan darbe teşebbüsü, burada cereyân ettiğinden, târihte “Çırağan Vak’ası” olarak bilinmektedir.
İkinci Meşrûtiyette saray, Sultan Reşâd’ın karşı koymasına rağmen, 14 Kasım 1909 gününden başlayarak Meclis-i Meb’ûsân ve Meclis-i Âyâna tahsis edildi. Üst kattaki üç büyük salondan biri milletvekillerine, öteki senatörlere ayrıldı. Üçüncüsüne de, pâdişâh için bir taht konuldu. Yıldız Sarayından getirilen bir takım değerli eşyâlar da buraya yerleştirildi.
20 Ocak 1910’da çıkan bir yangın sonucu tamâmen yandı. Son yıllara kadar sarayın bahçesi Şeref Stadı kayıkhâne bölümü ise Et ve Balık Kurumunca depo olarak kullanıldı.
1946’da çıkarılan bir kânunla İstanbul Belediyesine devredilen Çırağan Sarayının çeşitli târihlerde onarılması düşünülmüş fakat bir netîceye varılamamıştır. Nihâyet 1986 yılının Şubatında, Türk hükûmeti tarafından bir sözleşmeyle, yabancı yatırımcılara, 49 yıllığına kirâya verilmiştir. Yap, işlet,
devret modeliyle kirâlanan saray beş yıldızlı otel olarak işletilmeye açılmıştır. Kayıkhâne bölümünde de yabancı devlet adamlarını misâfir etmek için bir devlet konuk evi yapılmıştır.

24 Mart 2014 Pazartesi

Bedava VPN: ZenMate!

Chrome kullanıyorsanız, DNS'lerin yasaklanmasını hiç kafaya takmayın; ZenMate'i kurun, geçin!


Chrome, özellikle eklentileri sayesinde giderek daha da popüler hale gelen bir tarayıcı. İşte bu tarayıcı,ZenMate isimli eklenti yüzünden...
özellikle Twitter ve benzeri erişim yasaklarını günlük hayatın bir parçası haline geldiği ülkemizde artık daha özel bir yere sahip. Neden mi? Tabii ki 
ZenMate, Chrome Web Store'dan ücretsiz olarak, sadece 30 saniyede kurabileceğiniz ve size yasaklı sitelerin kapısını sonuna kadar açan güzel bir VPN çözümü. Kurulumun ardından Chrome'un araç çubuğuna yerleşen simge, size farklı lokasyonlardan farklı sunucu alternatifleri sunuyor. Bu alternatiflerden birini seçip Twitter'a girmeyi deneyin; ZenMate'in ne kadar basit ve kullanışlı olduğunu görün.
ZenMate, şu an için ücretsiz. Geliştiriciler, eklentinin her zaman bedava olarak kalması için ellerinden geleni yapacaklarını söylüyorlar. Şimdilik sadece Chrome altında çalışan ZenMate, yakında Firefox ile Android ve iOS platformlarına da gelecek.
İndirin: ZenMate!

Chip


VPN nedir, ne işe yarar?

VPN teknolojisi nedir; internet'te "özgürleşmenizi" nasıl sağlıyor? İşte çok özel VPN dosyamız!


VPN (Sanal Özel Ağ) terimini daha önce birden çok kez duydunuz, ancak şimdiye kadar kullanmanız gerekmedi. Veya nasıl kullanacağınızı bilmediğiniz için zahmet etmek istemediniz. Bu yazımızda VPN'nin nasıl çalıştığından, ona neden ihtiyacınız olduğuna, ücretli ve ücretsiz VPN hizmetlerine ve sunduklarına değineceğiz.

VPN nedir?

Virtual Private Network (Sanal Özel Ağ) teriminin kısaltılmışı olan VPN, basit bir anlatımla internet üzerinde kurulu bilgisayarlar grubundan oluşur. Bu özel bilgisayar ağı, örneğin yerel bir ağa fiziksel erişimi bulunmayan, dışarıdaki bir kişi tarafından ağ kaynaklarına erişmekte kullanılabilir. VPN'ler, güvenilmeyen ağlara bağlanırken bağlantıyı şifrelemek ve güvenli hale getirmek için de kullanılır. Bunun yanında VPN'ler, farklı konumlarda bulunabildiğinden, sizi ülkelerin kısıtlamalarından (yasaklı web siteleri ve IP'ler gibi) da kurtarırlar.
VPN'lerle bağlantınız şifreli olduğundan, gönderdiğiniz ve aldığınız tüm veriler şifrelendiğinden, meraklı gözler ne yaptığınızı göremezler.

Peki o halde niye herkes VPN kullanmıyor?

İyi, hızlı ve kesintisiz bir VPN hizmeti için genellikle aylık bir ücret ödemeniz gerekecektir. Bağlantınız farklı bir bilgisayar üzerinden yönlendirileceğinden, çoğu durumda normaldeki internet bağlantınız kadar hızlı olmayabilir. Ancak bunları aştığınızda faydalarının, eksilerinden fazla olduğunu fark edebilirsiniz.

20 Haziran 2013 Perşembe

Dünyanın her yerine internet dağıtacak...

Google bütün dünyaya interneti yaymak için harekete geçti. Şirket, bunun için test amaçlı olarak tasarladığı özel balonları Yeni Zelanda'da gökyüzüne bıraktı.
Telegraph'ın haberine göre; Google, internetin önünde engelleri kaldırmak için Loon Projesi'ni hayata geçirdi. Bunun için test amaçlı olarak Yeni Zelanda'nın güneyinden gökyüzüne 30balon bırakıldı.

Bu balonlar, radyo anteni, bilgisayar, yükseklik kontrol sistemi ve güneş panellleri gibi gereçlerle yüklü. Amaç, balonlar sayesinde dünyanın her yerinde internete erişimi sağlamak.

Google yetkililerine göre yaklaşık 4 milyar 800 milyon insanın interneti yok. Bu sistemle evlerinde interneti olmayanların sadece bir anten bulundurmaları yeterli olacak.
Yeryüzünden 20 kilometre yükselikte stratosferde uçmaları planlanan balonların 100 gün boyunca 40 kilometre çapında bir alanda internet bağlantısı sağlaması amaçlanıyor.

Balonların felaket bölgelerinde iletişim sistemlerinin zarar gördüğü bir durumda kurtarma ekiplerine yardımcı olacağına da dikkat çekiliyor.

Eğer yeni teknoloji başarılı olursa, fiber kablo döşünmesinin zor olduğu bölgelerde, özellikle de Afrika ve Güneydoğu Asya'da internet kullanımının artacağı belirtiliyor.

HT

SIM kilit tarih oluyor!

BTK, GSM firmalarının sattıkları cihazlara koydukları SIM Kilit uygulamasının kaldırılmasına karar verdi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) internet sitesinde yer alan duyuruda, mobil cihazlara işletmeciler veya tedarikçi firmalar tarafından, sadece temin eden işletmecinin SIM kartları ile çalışmasına izin veren, rakip işletmecilerin SIM kartları takıldığında ise bu cihazlardan hizmet alınamamasına yol açan şifre veya kilitler konulduğu belirtildi.

Kurul, Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca işletmeciler tarafından verilen ve mobil şebekeler üzerinden sunulan telekomünikasyon hizmetlerinde kullanılan cihazlara kilit mahiyetinde yazılım veya donanım konulmamasına, mevcut kilitli cihazlara uzaktan erişimin mümkün olması halinde bu cihazlara uzaktan erişim sağlanarak üzerlerinde bulunan cihaz kilidi mahiyetindeki yazılımların 3 ay içinde kaldırılmasına karar verdi. Kurul, mevcut durumda kilitiçeren cihazlara ilişkin olarak uzaktan erişim imkanının mümkün olmaması halinde mobil işletmecilerin internet siteleri üzerinden söz konusu cihazların kilit kodlarının kaldırılabilme imkanının sağlanması ile kilitlerin açılmasına yönelik her türlü kolaylığın işletmeciler tarafından abonelere gösterilmesini kararlaştırdı.

AA

30 Mayıs 2013 Perşembe

Yalnızlık

Tim Burton's Vincent Malloy, Turkce altyazılı



Açıklama

Vincent Malloy, siyah beyaz bir animasyon. Tim Burton ile Rick Heinrichs’in birlikte yaptıkları 1982 tarihli bu film aynı zamanda Tim Burton’un ilk filmi. Filmin senaryosunu da Tim Burton’un manzum bir öyküsü oluşturuyor. 6 dakika 25 saniyelik bu kısa film bizi, Vincent Price olmak isteyen yedi yaşındaki uysal Vincent Malloy’un asi gölgesiyle tanıştırıyor. Filmi önemli kılan bir başka özellik ise bizzat Vincent Price tarafından seslendirilmiş olması. Ben Vincent Price’ı bu film ve seslendirme sayesinde tanıdım. Açıkçası şimdilik bütün bilgim IMDB ve Wikipedia’da yazdığı kadar. Nefis bir ses ve nefis bir seslendirme.

Vincent
İyi seyirler, iyi okumalar…
Vincent Malloy yedi yaşında
Her zaman pek uslu, pek aklı başında
Bu yaşta bu anlayış, incelik her işinde
Ama işe bak, Vincent Price olmak peşinde
Ne kardeşini dert eder ne kedileriyle köpeğini
Gerçi örümcek ve yarasayla doldurmak ister evini
Böyle bir evde kendi icadı korkulara dalabilirdi
Karanlık dehlizlerde kahrıyla başbaşa kalabilirdi
Teyzesini hiç üzmez, hiç de çıkmaz sözünden
Ama mumyalayıp müzesine koymak geçer gözünden
Deneme tahtası olmuştu köpeği Abercrombie
Yaratmayı umuyordu korkunç bir zombi
Böylece korkunç zombi köpeğini yanına alıp
Kurbanların peşine düşebilirdi Londra sisine dalıp
Kafasında hep karanlık suçlar kurmazdı
Resim yapıp okumaktan da geri durmazdı
Arkadaşları okurken Cin Ali ve Çalışkan Arı
Edgar Allen Poe oldu Vincent’in gözde yazarı
Ürkütücü bir hikâye okurken bir gece
Okuduğu bir cümle döndürdü yüzünü kirece
Dayanılmaz korkunç bir haber almıştı
Güzel karısı diri diri toprak altında kalmıştı
Emin olmak için gidip kazdı mezar toprağını
Oysa dağıtmıştı annesinin çiçek yatağını
Odasına gönderdi Vincent’i annesi
Anladı ki sürgün yeriydi bu hüküm kulesi
Ömrünü geçirmeye mahkûmdu bakmadan yaşına
Güzel karısının portresiyle kalmıştı bir başına
Kapanmışken kabrine, çılgın ve yalnız
Vincent’in annesi odasına daldı apansız
“Dışarı çıkabilirsin,” dedi, “istersen eğer,
Bugün hava çok güzel ve oynamaya değer”
Ağzını açtı Vincent ama yoktu konuşacak hali
Yılların yalnızlığından kalmamıştı mecali
Kalemiyle bir şeyler karaladı bir parça kağıda,
“Bu evin esiriyim ben ve çıkamam buradan asla”
“Ne ölüsün ne de esir,” dedi annesi;
“Oynadığın bütün oyunlar kendi kafanın sesi
Vincent Price değilsin sen, Vincent Malloy’sun
Ne mahkûmsun ne deli, sadece bir çocuksun
Yedi yaşındasın ve benim oğlumsun
Dışarı çık ve oyna, eğlencen gerçek olsun.”
Öfkesi geçmişti artık, odadan salona çıkarken
Ve Vincent yavaşça sırtını duvara yaslarken
Bükülmeye, titremeye, çatlamaya başladı oda
Ürkütücü çılgınlığı zirveye ulaştı sonunda
Abercrombie’yi gördü, zombi kölesini
Ve mezarın derinlerinden duydu karısının sesini
Seslendi tabutundan ve buyurdu korkunç istekler
Çatlayan duvarlardan uzandı iskelet eller
Hayatındaki tüm korkular rüyalarından taştı
Ve dehşet çığlıkları deli kahkahasını aştı
Delilikten kaçmak için kapıya uzandı
Ama güçsüz ve ölgün yere kapandı
Kırık dökük ve pek cansızdı sesi
“Kuzgun”dan okurken bir Edgar Allen Poe dizesi
“ruhum ki o gölgeden sızan
ve yerde yüzer gibi uzanan
kaldırılacak mı ayağa?
Bir daha asla…”

Yorgan



Açıklama
Yapımcı : Vural Turunç
Yönetmen :Caner Yalçın
Senaryo :Caner Yalçın

İnsanı Anlatan Etkileyici Bir Kısa Film

13 Mart 2013 Çarşamba

Google'a izinsiz veri toplama cezası: 7 milyon dolar


Google, Sokak Görünümü (Street View) servisi kapsamında kişisel verileri izinsiz topladığı için 7 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti.
Şirket, 38 ABD eyaleti ile vardığı anlaşma çerçevesinde, topladığı email, şifre ve internette arama tarihçesi gibi bilgileri silmeyi kabul etti.

Şirket yaptığı açıklamada, kişisel verilerin proje liderleri tarafınndan istenmediğini ve hiçbir şekilde kullanılmadığını söyledi.Bu veriler, Google aracı 2008-2010 yılları arasında sokaklardan görüntü kaydettiği sırada özel kişilere ait kablosuz internet ağları üzerinden edinildi.
Açıklamada "Connectitut Başsavcısı George Jepsen ve diğer eyaletlerin savcıları ile anlaşmaya vardığımız için memnunuz" denildi.

Reklam kampanyası

Google ile hukuki düzeyde anlaşmaya varıldığını New York Başsavcısı Eric Schneiderman açıkladı.
Başsavcı "Tüketicilerin önemli kişisel ve finansal bilgilerini, Google gibi şirketlerin uygunsuz ve istenmeyen şekillerde kullanımına karşı korumaya hakları var" dedi.
Başsavcı anlaşmanın gizlilik hakları ile ilgili olduğunu ve izinleri olmadan bilgileri toplanın kişilerin haklarını korurduğunu söyledi.
Google'ın topladığı bilgilerin tamamını silmesine ve ayrıca gizlilik ve veri kullanımı konusunda çalışanlarına yönelik 10 yıl sürecek bir eğitim programı başlatmasına karar verildi.
Anlaşmaya göre Google, tüketicilerin kablosuz internet ağları üzerinden erişilebilen kişisel bilgilerini nasıl güvenli hale getirecekleri konusunda bilgilendirici bir reklam kampanyası yapmasına karar verildi.

'Devede kulak'

Google, soruna, bir mühendisin yazılıma istemeden sahte bir kod girmesinin yol açtığını öne sürüyor.
Bu durumun ortaya çıkmasının ardından dünyanın birçok yerinden yetkililer Google'dan kişisel verilerin toplanması konusunda değişiklikler yapmasını talep etti.
Ovum araştırma şirketinde telekom uzmanı Jan Dawson, bunun bugüne kadar bu konuda verilen en büyük ceza olduğunu söylüyor.
Ancak Dawson bu cezanın Google gibi büyük bir şirket için "devede kulak" kaldığını belirtiyor.
Dawson, "Google'ı asıl tehdit edecek şey, denetleyicilerin şirketin internette arama tarihçesi gibi kişisel bilgileri kullanma biçimi konusundaki tavrını değiştirmesi olurdu" diyor.

Kendi kendini iyileştiren çipler geliştirildi


Bozulan akıllı telefonunuzun veya bilgisayarınızın, ortaya çıkan problemi bir anda kendi başına gidermesi ve kendisini arızalara karşı koruması artık bilim kurgu senaryosu olmaktan çıktı.



ABD'li bilimadamları, arızalanmaları halinde kendi kendilerini milisaniyeler içinde iyileştirme yeteneğine sahip çipler geliştirmeyi başardı.

California Institute of Technology (Caltech) yüksekokulunun, Yüksek Hızlı Entegre Devreler Laboratuvarından araştırmacılar, kendi icatları olan, çok küçük boyutlardaki bir güç yükselteci üzerinde, yeni geliştirdikleri entegre devre çiplerin kendi kendilerini iyileştirme yeteneğini uygulamalı olarak gösterdi.

Yaklaşık 5 kuruş büyüklüğünde olmasına karşın, içinde 76 adet çip ve kendi kendini iyileştirme yeteneği için gerekli olan her şeyi barındıran güç yükseltecini, yüksek güçlü lazerlerle birçok kez vuran araştırmacılar, çiplerin bir saniyeden daha kısa bir süre içinde otomatik olarak ince bir işçilik ortaya çıkardıklarını gözlemledi.

Kendi kendini iyileştirme kapasitesine sahip çipi, 20 değişik çiple karşılaştıran araştırmacılar, ürettikleri çipin diğerlerinden daha az elektrik kullanmasına karşın, performansının bütünüyle diğerlerine göre çok daha güvenilir ve üretken olduğunu belirtti.

Yapılan bilimsel çalışma, IEEE Transactions on Microwave Theory ve Tecniques aylık bilimsel derginin Mart sayısında yayımlandı.

Araştırma ekibinin başı olan Elektrik Mühendisliği Profesörü Ali Hajimiri "Gerçekten de güç yükseltecinin yarısını havaya uçurduk, transistörlerde olduğu gibi pek çok birleşen parçasını buharlaştırdık ve çip kendi kendini, neredeyse ideal performansına erişecek ölçüde iyileştirdi" dedi.

Hajimiri yaptığı açıklamada, "Bu çeşit elektronik bir bağışıklık sistemini entegre devre çiplere uyarlamak bir sürü olanaklara kapı açıyor. Bu, gerçekten de devrelere ve devrelerin bağımsız olarak çalışmasına bakışımızda köklü bir değişiklik getirecek. Bu sistemler şu an insan müdahalesine gerek olmadan kendi içindeki sorunu saptıyor ve kendi kendini düzelterek, bizi yok edilmesi mümkün olmaya devreler amacına bir adım daha yaklaştırıyor" ifadesini kullandı.

Çipler nasıl çalışıyor

Şimdiye kadar sadece bir tek hatanın bile tüm çipi tamamen kullanılmaz hale getirmesi sorununu çözmek için harekete geçen Caltech mühendisleri, insan bağışıklık sisteminin sahip olduğu, vücudun büyük bir bölümünü en üst seviyede çalışır tutabilmek için mümkün olan saldırıları belirleme ve çabucak müdahale etme yeteneğinden esinlendi.

Sistem, genel hatlarıyla şöyle çalışıyor: İcat edilen güç yükseltecindeki çiplerden her birinin üzerinde bulunan, ısıyı, akımı, voltajı ve gücü izleyen çok sayıda dirençli algılayıcılardan elde edilen bilgi, yine aynı çip üzerindeki, sistemin beyni olarak çalışan ASIC adı verilen ana işlemciye aktarılıyor. ASIC adlı özel tasarım ürünü olan bu belirgin entegre devre birimi, gelen bilgiler ışığında güç yükseltecinin tüm verimini analiz ederek, sistemde, "işleticiler" olarak adlandırılan, çipin değiştirilebilir parçaları üzerinde ayarlama yapmaya gerek olup olmadığını belirliyor.

Ancak ana işlemci görevindeki ASIC entegre devre birimi, oluşabilecek her senaryoya göre belirlenmiş algoritmalara göre çalışmıyor. ASIC bunun yerine, algılayıcılardan aldığı tüm bilgileri, kendisinden beklenen sonuçlara ilişkin kendisine yüklenen bilgilerle karşılaştırıyor ve sorunu nasıl çözeceğini kendi kendine belirliyor.

Sistem, ortaya çıkması muhtemel 4 farklı gruptaki problemi çözebiliyor. Bu gruplar, "sistemin bileşen parçalarındaki farklılıklar sonucu ortaya çıkan, statik farklılık"; "sürekli kullanım sonucu sistemin iç özelliklerindeki meydana gelen değişikliklerden kaynaklanan, eskimeye bağlı olarak aşamalı ortaya çıkan problemler"; "şarj, ısı, sahip olduğu voltaj miktarındaki değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan, kısa dönemli farklılıklardan kaynaklanan problemler" ve son olarak "devre parçalarında kazayla veya kasten meydana gelen yıkıcı tahribata bağlı olarak çıkan problem" olarak sınıflandırılıyor.


27 Şubat 2013 Çarşamba

'Spiral dişli balık Helikoprin'in sırrı çözüldü'


Bilim insanları, bir fosilden yola çıkarak yüz milyonlarca yıl önce yaşamış spiral dişli balığın maketini yaptı.
Amerikalı araştırmacılar, tomografi cihazı ile edindikleri görüntüleri kullanarak Helikoprion adı verilen tarih öncesi balığın bilgisayar üzerinde maketini yaptı.

Helikoprion
ların köpek balıklarına daha yakın olduğu sonucuna varıldı.Ayrıca testeremsi spiral şeklindeki dişlerin, bu balığın ağzının içinde mi yoksa dışında mı yer aldığı sorusunun da yanıtı bulundu.
Idaho Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü çalışmanın sonuçları İngiltere Kraliyet Derneği’nin yayın organı Biology Letters’de yayımlandı.
270 milyon yıl önce yaşayan ve vücudunun büyük bölümü kıkırdaktan oluştuğu için iyi korunamayan bu balıkların fosillerinde spiral oluşumlar görülmüştü.
‘Sarmal’ adı verilen bu oluşumların işlevi ve balığın vücudundaki yeri ile ilgili tartışmalar sonuçsuz kalmıştı.
Dr. Leif Tapanila ve arkadaşlarının incelediği en bütünlüklü Helikoprionfosilinde 117 dişten oluşan 23 cm büyüklüğünde bir sarmal görüldü.

Dr. Tapanilla, tomografi cihazı ile çekilen röntgenler kullanılarak oluşturulan bilgisayar maketinde balığın alt ve üst çenesi ile dişlerin oluşturduğu spirali gördüklerini ve böylece ilk kez onun dişlerle bağlantısını kurduklarını belirtti.
Tapanilla, “Ağzın içinde dil yerine sarmal dişler bulunuyor. Isırmak için alt çeneye bağlı 12 diş ağzın dışında iken diğer dişler ağzın içinde yer alıyor. Küçükken kullanılan bebek dişleri bunlar” dedi.
Böylece Helikoprionların köpek balıkları gibi dişlerini sürekli yenilemediği, ilk dişlerin ömür boyu kaldığı sonucuna varıldı.
Toplam 100 civarındaki Helikoprion fosilinde dişlerin tümünün sağlam olduğu gözlendi.
Dr Tapanila buradan hareketle bu balıkların sert ve kabuklu deniz hayvanlarından ziyade kalamar gibi yumuşak hayvanlarla beslendiği sonucunun çıkarılabileceğini söyledi.
Eldeki verilere göre bu balığın 7,6 metre boyunda olduğu tahmin ediliyor.

Kaynak: http://www.bbc.co.uk