18 Şubat 2011 Cuma

Abdurrahman Bin Avf

Eshab-ı kiramın büyüklerinden. Cennet'le müjdelenen on kişiden ve ilk Müslüman olan sekiz kişiden
biri. Babasının ismi, Avf bin Abd-i Avf, annesinin ismi Şifa binti Avf'tır. Soyu, dedelerinden Kilab bin
Mürre'de Resulullah efendimizle birleşmektedir. Müslüman olmadan önce ismi Abd-i Amr, Abdülkabe
veya Abdülharis idi. Müslüman olduğu zaman Peygamber efendimiz tarafından Abdurrahman olarak
değiştirildi. Fil Vak'asından on yıl sonra 580 senesinde Mekke'de doğdu, 651 (H. 31)'de Medine-i
münevverede vefat etti.
Hazret-i Ebu Bekr'in teşvikiyle Müslüman olan Abdurrahman bin Avf, Müslüman olmadan önce
ticaretle meşgul olurdu. Müslüman olduktan sonra müşriklerin (puta tapanların) çeşitli zulüm ve
işkencelerine maruz kaldı. İlk defa Habeşistan'a, sonra da Medine-i münevvereye hicret etti.
Peygamber efendimizin bütün gazalarında bulundu. Uhud Muharebesinde 20 yerinden yaralandı. Bu
yaralarından birisi sebebiyle ayağı topal kaldı. Ayrıca 12 dişi kırıldı. Peygamber efendimiz onu
Medine'de Sa'd bin Rebi ile kardeş yaptı. Sa'd bin Rebi ona malının yarısını teklif etti ise de, bu teklifi
kabul etmedi. Medine'nin Kaynuka Çarşısında ticaret yaparak kısa zamanda çok zengin oldu. "Taşa
uzansam, o taşın altında ya altına veya gümüşe rastladığımı görürüm." buyururdu.
Abdurrahman bin Avf, Resulullah'ın sağlığında Allah yolunda çok mal harcadı. Uhud Savaşı
esirlerinden 31 tanesinin fidyelerini ödeyerek azad ettirdi. Muhtaçlara 40 bin dirhem altın ve Tebük
Seferi için 500 at ve 500 yüklü deve verdi.
Tebük Gazasından dönüşte Resulullah efendimiz bir yere gitmişlerdi. O sırada Eshab-ı kiram sabah
namazı geçiyor diye Abdurrahman bin Avf'ı imamete geçirdiler. Peygamber efendimiz gittikleri yerden
dönerek ikinci rek'atte ona uydular ve namazdan sonra; "Bir peygamber salih bir kimsenin
arkasında namaz kılmadıkça ruhu kabz olunmaz." buyurarak, Abdurrahman bin Avf'ın kıymetini
ifade ettiler.
Dumet-ul Cendel'e giden orduya, Resulullah'ın emriyle kumandanlık yaptı. Resulullah'ın vefatından
sonra Eshab-ı kiramın (Peygamber efendimizin arkadaşlarının) müşküllerini hallederdi. Hazret-i Ebu
Bekr ve hazret-i Ömer zamanlarında şura (danışma) üyesiydi. Ticareti de elden bırakmazdı. Hazret-i
Ömer vefat ederken halifeliğe aday gösterdiği 6 kişiden biriydi. Bu adaylar arasında kendi hakkından
feragat ederek (vaz geçerek) hakem oldu. Hazret-i Osman halife seçildi ve ilk önce kendisi biat etti.
Hazret-i Osman zamanında sakin bir hayat yaşayan Abdurrahman bin Avf 651 (H. 31)de 75
yaşındayken vefat etti. Cenaze namazını halife hazret-i Osman kıldırdı. Cennet-ül-Baki Kabristanına
defnedildi.
Çok cömert ve hayırsever bir zat olan Abdurrahman bin Avf, Peygamber efendimizin zamanında üç
defa malının yarısını Allah yolunda verdi. Birinci defasında dört bin, ikinci defasında kırk bin dirhem ve
üçüncü defasında kırk bin altın tasaddukta bulundu. İri yapılı, beyaz tenli, güzel yüzlü olup, sevimli idi.
Her halinde ve işinde Resulullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) bağlı olan Abdurrahman bin Avf
radıyallahü anh, Resulullah'ın feyz ve ilminden çok istifade etmiş, fazilet ve kemalat itibariyle yüksek
dereceye kavuşmuştu. Allah korkusu, Resulullah sevgisi, doğruluk, iffet ve şefkatle doluydu. Dünya
malına ve servetine hiç değer vermezdi. 65 hadis-i şerif rivayet etmiştir. Bazı büyük sahabiler
kendisinden hadis-i şerif rivayetinde bulunmuşlardır.
Cennet'le müjdelenenlerdendi. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem onun hakkında; "Göktekiler ve
yerdekiler katında sen eminsin." buyurdu.
Resulullah'tan bizzat rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları:
Dikkat edin, Cennet için hazırlanan yok mudur? Kabe'nin Rabbine yemin olsun ki, Cennet'te
tehlike diye bir şey yoktur. Cennet parlayan bir nur, etrafa yayılan bir kokudur. Binaları
kuvvetlidir. Irmakları devamlı akar, bol ve kemale ermiş meyve yeridir. Orada huriler vardır.
Cennet'te üzüntü ve keder yoktur. Nimetleri devamlıdır. Eshab-ı kiram; "Biz O'na hazırlanmışız."
dediler. Bunun üzerine Resul-i ekrem: "İnşaallah deyiniz." buyurdu ve cihadı anlattı.
Bir yerde veba hastalığının çıktığını duyduğunuz vakit oraya gitmeyiniz. Bulunduğunuz yerde
veba görüldüğü vakit kaçarcasına oradan uzaklaşmayınız.
Serveti çoğaltanlar helak oldu. Ancak Allah'ın fakir kullarına verip, bu servet ile hayırlı amel
işleyenler müstesna. Ne yazık ki bu gibiler de azdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder